Montessori raf etkinlikleri /Montessori shelves

Bu hafta raflarımızda neler var? What’s on our shelves this week?

Gardrobumuzun alt bölmesindeki hasır sepetleri çıkararak kendimize Montessori rafı oluşturduk. Bu çok pratik oldu. Peki bu hafta rafımızda neler var?

1. Gerçek yaşam ve dilsel aktivitemiz: Hijyen malzemelerini, bu malzemelerin resimleri ile eşleştirip, isimlerini Ingilizce söyleme. Emre bu kelimeleri günlük yaşamda daha önce duyduğu için ben 6 obje kullanıyorum ama daha az kart da kullanılabilir. Emre bunları görür görmez kullanmak istiyor o yüzden banyo vaktine yakın bir saatte yapıyorum bu etkinliği.

Bu kartları kitapçıda hafıza oyunu kartları olarak buldum ama bu şekilde kullanıyorum. Bu kartlar evde de kolaylıkla hazırlanabilir tabi.

Etkinliğimizin verimini nasıl arttırmaya çalışıyorum?

Objeleri tek tek kutudan çıkararak soldan sağa doğru ve adını söyleyerek diziyorum. This is a towel, hair brush, soap etc. Daha sonra tek tek kartları alıp aynı cümleleri tekrar ediyorum. Sonra objeleri ve katları yerine koyuyorum ve sıra Edi’ye geçiyor.

Bu aktiviteyi söylediğimiz şeylerin kullanır gibi yaparak ve çocuğumuza yaptırarak zenginleştiriyorum.

“Do you want to brush your/my/baby doll’s hair E.?” Do you want to wash and dry the doll’s hands Emre.” Simülasyon oyunu da Edi’nin çok hoşuna gitti.

Edi henüz bathrobe diyemiyor o yüzden bu aktivite biraz daha rafta kalacak. O hayatından çok memnun, bu objelere bayılıyor zaten 🙂

2. Boyut/alan algısı, kategorize etme ve sıfatlar: Taşıtlar bir 50 yıl daha favorimz olarak kalacak sanırım… Allah’tan çook işe yarıyorlar pedagojik olarak da 🙂 Daha önceden taşıtlarımızı big small diye gruplandırmıştık Edi’yle. (10 kaar büyük ve küçük arabayı ya da objeyi iki ayrı sepete big, small iye ayırma) Hatta rampaya sığmayan arabalara “too big” diyebiliyor. Ben de small smaller little  kavramları için aşağıdakileri hazırladım. Bu çalışma yalnızca sıfatları öğretmekten ziyade, Edi’nin boyut uzay alan algısını da geliştirecektir.

Bu setleri tek tek tanıttım. Önce uçaklarla başladık. (Diğerlerini görmedi) Sunumumu yaptım. “This is a big plane / This is a small plane./ This is a little plane”  Uçakları henüz kutulara yerleştirmedim. Sonra, “This is a little plane” diyip mink uçağı yerleştirdim. Diğer uçakları Emre’nin yerleştirmesini istedim. Ve doğru yerleştirdi. Daha sonra ona kelimeleri doğru öğrenmş mi diye sorular sordum. “Show me the small plane/ show me the little plane…”. Daha sonra uçakları kağıdın üstünden alıp yerlerini değiştirdim ve yeniden sordum. Çok güzel cevap verdi. “little daha önce kullanmadığı br kelimeydi. ve onu daha sessiz söyleyip bana gülümsedi. He’s on board! 🙂

3. El göz koordinasyonu, konsantrasyon ve dil çalışması: Alet çantası hep gündemde…aletlerin isimlerini öğretmek istedim.

 

Bu aktivite de 2. aktivite gibi ama burada aletlerin yönü de var. El göz koordinasyonu ve konsantrasyon gerekiyor. Sunum yine 2. aktivitedeki gibi. yalnızca burada Edi yanlış yöne doğru koysaydı düzeltecektim (asla hayır demeden- Yes, that’s a hammer diyip, sadece yönünü değiştirerek. Ancak Edi çok takıntılı ve dikkatli bir çocuk, dolayısıyla yönleri doğru yerleştirdi. Kelimeler günlük hayatta çok geçmediği için bu etkinliği bir hafta rafta bırakıp her gün ona sunum yapacağım.

Yeni kelime öğretme

Introducing new vocabulary – yeni kelime tanıtma

Yeni konuşmaya başlayan bebeklerde konuşma sürecini hızlandırmak ve dil gelişimini güçlendirmek için bu metodu kullanabiliriz.

  1. Kelimeyi tanıtma: Genelde 2-3 obje ile başlarız. Sepetten çıkararak her bir objeyi tanıtırız. “This is a cow.” “This is a cat” “This is a dog”
  2. Hatırlama: Oyuncakların ya da kullandığımız materyalin yerini değiştirir ve sorarız “Where’s the cow?” “Can you show me the cow” “Can you give me the cow” “Can you hand me the cow”?
  3. Kelimeyi söyleme: Her bir oyuncağı gösterir, sorarız. (What is this?) Eğer çocuğumuz söylemeye hazır değilse, bu aşamayı sonraya bırakıp. Dördüncü aşamaya geçeriz.
  4.  Pratik: “Can you put the cow into the basket?”. Bunu bütün objeler için tekrarlarız. 4. aşamada bu kelimeleri kullanarak yapacağımız her aktivite çocuklara pratik kazandıracaktır. Örneğin, bu kelimeleri söyleyerek, hayvanların hareketlerini yapmak, seslerini çıkarmak, hayvan şarkıları ya da şiiri söylemek, elimizdeki nesnelerin dier özelliklerin söylemek vb.

 

 

In order to develop emerging speakers’ linguistic abilities, we could use a multi-step vocab presentation, recall, production, practice method as below.

  1. Introduce new vocab: Generally 2-3 objects used with infants and toddlers. Take an object out of the box/basket at a time and say: “This is a cow/ cat/ dog”
  2. Recognition & recall: Change the place of the material and check concept: “Where’s the cow? Can you hand me the dog? Can you point to the cat? etc”
  3. Production: Point to each object and ask: “What’s this?”
  4. Practice: We may use  a variety of activities to practice. Each exploitation task falls into this stage. E.g. Asking children to tidy up the objects naming them. Naming animals and doing their actions, naming animals and making their sounds, singing a song or a rhyme using the same words, focusing on the other characteristics of the same objects etc.
Uncategorized

Should I start speaking a foreign/second language with my baby from birth? (Bebeğimle doğduğu günden itibaren ikinci br dil konuşmalı mıyım?

 

Bu tartışmaya açık bir konu:) Bazılarımız için bu bir ihtiyaç ya da ihtimal bile değil, bazılarımız için kesin yapmamız gereken bir şey, kalanlarımız için de kararsız kalınan bir mesele. İngilizce öğretmeni ve dil bilimi okumuş biri olarak, olayın bilimsel boyutunu kısaca özetleyip, kişisel yaklaşımımı paylaşmak isterim.

Beyin araştırmaları, bebeklerin daha anne karnındayken, 3. trimestırdan itibaren yoğunlukla duydukları dili doğduktan hemen sonra tanıdıklarını göstermiştir. Yani bebekler anne karnında duyar ve dil gelişimi anne karnında başlar.

Dil ile ve özellikle yabancı/ikinci dil öğrenimi ve edinimi ile ilgili bilimsel bulgular ise şöyle:

  1. Yabancı dil öğrenen yetişkinlerin beyinlerinde anadili ve yabancı dili konuşurken aktif olan bölgeler ciddi değişiklik gösterir. Bu değişiklik beynin ön lobunda bulunan ve dildeki ağız hareketi, telaffuz, ses çıkarma gibi motor hareketlerle alakalı fonksiyonları yöneten Broca bölgesinde gerçekleşir.
  2. Konuşulan dilin beynimizde anlam kazanmasını sağlayan ve beynin sol alt köşesinde yer alan Wernicke bölgesinde ise ana dil ya da yabancı dil konuşulurken her hangi bir ayrışma görülmez. “anlıyorum ama cevap veremiyorum/konuşamıyorum” diyen yetişkinler aslında bu durumu özetler.
  3. İkinci dil öğrenme konusunda kritik yaşın 13, ya da ergenlik olduğu düşünülüyor ancak araştırmalar daha sonra da ikinci dil sahibi olunabileceğini de gösteriyor. Yani artık “kritik yaş” sözünü kullanmaktan çekiniyor araştırmacılar.  Hatta nispeten yeni bulgular dil gelişiminin en hızlı beyin büyümesinin gerçekleştiği 0-6 yaşın haricinde, beyinde dil bölgelerinin en aktif ve hızlı olduğu dönem olarak 6-13 yaşa işaret ediyorlar. Hepsinin ortak söylemleri ise şöyle: Dili erken çocukluk döneminde öğrenmeye başlayan çocuklar uzun vadede sonradan başlayan kişilere göre dil gelişimi açısından daha başarılı oluyorlar. Bunun önemli bir sebebi olarak çocuklukta duygusal filtrelerin çok aşağıda olması ve telaffuz ve mekanik ögelerin daha kolay kazanılması ve bunun sayesinde ilerleyen dönemlerde dilin telaffuz gibi fiziksel özellikleri ile ilgili hiç bir kaygı duymamaları ve efor harcamamaları olarak yorumlanabilir.
  4. En son, ama benim için en önemli olan bulgu ise şöyle: Beyindeki dilden sorumlu bölgeler olan Broca ve Wernicke bölgelerinde yapılan MR çalışmaları göstermiştir ki eğer ikinci dil çok erken yaşta öğrenilirse, anadil ve ikinci dil konuşurken bu bölgelerde fiziksel hiç bir değişiklik olmaz. Yani beyin extra bir efor sarf etmeden anadilde konuşur gibi esnek ve yeterli bir biçimde iki dili de konuşur. Bu çok değerli bir bilgi, çünkü bu demek oluyo ki beyin gramer ve telaffuzu bambaşka iki ya da daha fazla dili bile aynı bölgede işleyebilir; bu zorlukta bir görevi gerçekleştirebilecek kapsitesi vardır beynin ve bunun bir kriteri vadır: Erken yaşta başlamak. Bu insan beynini upgrade etmek gibi bir şeydir aslında 🙂 Bu konularda daha fazla okuma yapmak isterseniz bu linklere gidebilirsiniz: https://brainconnection.brainhq.com/2001/01/27/how-the-brain-learns-a-second-language/https://brainconnection.brainhq.com/2000/06/27/is-there-a-critical-period-for-learning-a-foreign-language/http://brainconnection.brainhq.com , 

Yani, 4. madde ile ben duruşumu belirliyorum. Burada anlattığım gerçekliği düşündüğümde; çocuklarımızın Türkiye’de bugünkü şartlarda gerçek anlamda sosyal hayatta ingilizce konuşma ihtimallerinin çok düşük olduğunu bildiğim için; okullarda da çocuklarımıza biraz gramer biraz okuma yaptırdıkları için ve aslında dil öğrenmenin öncelikle dinleme ve konuşma ile gerçekleştiğini bildiğim için; İngilizce bilen anne babaların çocuklarına küçük yaştan itibaren çocukları ile İngilizce ya da bildikleri ve öğretmek istedikleri diğer dilleri konuşmaları taraftarıyım.

 

————————————————————————————————————————–

 

Well, it depends. Some parents do not consider this, others go for it, and the rest have some reservations about it. From a mother’s point of view, it might be a thorny issue. Nevertheless, as a language teacher, I can discuss the scientific side of it and share with you what I’ve chosen to do personally.

Neuroscience research has shown that the fetus recognizes the language to which s/he is exposed starting from the third trimester and distinguishes native language from other languages.

The findings more relevant to language production and second language learning suggest:

  1. For adult language learners, Native and second languages are spatially separated in the Broca’s area in the frontal lobe of the brain where the motor parts of language are processed (the movement of the mouth, tongue and palate etc).
  2.   There is no such separation in the activation of Wernicke’s area in the temporal lobe which is responsible for comprehension of language.  This partly explains why adult foreign language learners often understand what they are told but cannot produce an answer immediately.
  3. There used to be a critical age hypothesis for language learning, however, nowadays researchers discuss this phenomena. UCLA researchers report  the language areas of the brain seem to be the most dynamic between the ages of 6 and 13. Other researchers suggest the importance of early exposure. (See # 4 below). Yet, there are other cases in which subjects are adults and well capable of speaking the foreign language competently. What they all suggest though is the “younger the better in the long run”. This could be explained by the fact kids have lower affective filters or any phonological barriers towards the language that has already been acquired and therefore they naturally develop other aspects of it in time rather than the basics.
  4. Last but not least, MRI studies of brain development have shown that second languages learned at early childhood are not separately processed in the brain. There is no spatial separation in neither Wernicke’s nor Broca’s area for this group of people. This knowledge is incredibly important indeed. It means brain has the capacity to perform this highly complex task of producing- sometimes completely distinct- 2 or more languages using the same specific part of the brain with no spatial changes. This is like upgrading our brains upon request. 🙂 You can read more about these phenomena at https://brainconnection.brainhq.com/2001/01/27/how-the-brain-learns-a-second-language/https://brainconnection.brainhq.com/2000/06/27/is-there-a-critical-period-for-learning-a-foreign-language/http://brainconnection.brainhq.com , 

Where do I stand? In Turkey 🙂 – where kids have almost no chances of interacting with English speakers unless there are some exceptions. All they have is media, and some formal language instruction at school, which basically creates kids with some grammar knowledge, limited uncontextualized vocabulary, little reading and writing skills. Since I want my kids to speak at least 1 other language and learn it easily without carrying this need to later years of their lives as a burden, I fully support the case in # 4 above. I believe parents who are somewhat competent in English, or any other languages they wish to teach their kids, can help their children develop the linguistic sides of their brains at an early age.

I will share what I have done with my kids and the results to date in my later posts.